Meme Büyütme

Dolgun ve dik memeler yüzyıllardır kadın bedeninde güzelliğin en önemli ögelerinden olmuştur. Yapışal olarak memelerin küçük olması , aşırı kilo verme veya emzirme sonrası memelerde hacim kaybı ve sarkma olması durumunda kişi estetik ve psikososyal bir takım problemler yaşayabilmektedir.
Bu problemleri yaşayan ve meme gelişimin tamamladığı 18 yaş üzeri tüm bireylerde meme büyütme işlemleri uygulanabilir. Meme büyütme ameliyatı öz güvenini artıracak, istenilen giysileri giyebileceği ve estetik açıdan tatmin oranı yüksek bir işlemdir.
Günümüzde meme büyütmek için en etkili ve kabul gören yöntem silikonlu meme protezi ameliyatıdır. 20. yüzyılın ikinci yarısından beri kullanılan bu protezler artan teknolojik gelişmeler sayesinde önemli değişimler geçirmiştir. Daha sağlam ömür boyu vücutta kalabilen, şeklini koruyabilen veya vücut hareketleri ile şekil alabilen, daha hafif ve her vücuda uygun şekilde protez bulmak mümkün hale gelmiştir.
Silikon meme protezleri sert dış kabuk ve içi jel yapıdan oluşur. Basınca oldukça dayanıklıdır ve künt basınçla patlaması mümkün değildir. Ancak kesici delici yaralanma sonrasında dış kabuk açılabilir. Bu durumda jel içerik akışkanlığı az olduğu için tamamen dışarı yayılmamakla birlikte en kısa zamanda protezin değişimi yada çıkarılması uygun olacaktır.
Meme protezleri birçok hacim ve şekilde bulunur. Yuvarlak , anatomik (damla) şekilde ya da vücudun hareketine göre şekil olan formları mevcuttur. Ayrıca yüzeyi düz yada pürtüklü olabilmektedir. Meme büyütme amelitlarında amaç memeyi büyütmenin yanında memeye şekil de vermektir. Protez seçiminde iki temel nokta vardır. Birincisi hekim muayenesi sonrası göğüs kafesi ölçüleri, mevcut meme hacmi, memenin göğüsteki konumu ve cildin elastikiyeti; ikincisi hasta istek ve beklentisidir. Bu iki durum dikkatlice değerlendirilerek hastaya en uygun protez seçilir.

Ameliyat öncesi 35 yaş altındaki hastalarda meme usg üzeri hastalarda mamografi ve meme usg tetkikleri yapılmalıdır. Riski yüksek hastalarda daha erken yaşlarda mamografi önerilmektedir. Bazı durumlarda ileri inceleme yöntemlerinin yaptırılması gerekebilmektedir.
Ameliyat genel anestezi altında steril şartlarda gerçekleiştirilir. 1-1,5 saat süren bir işlemdir. Kesi meme altı kıvrımı, meme başı yada koltuk altından yapılabilmekle birlikte günümüzde en çok uygulanan yöntem meme altı kıvrımından yapılan kesilerdir. Protez meme dokusu altı, kas zarı altı, kas altı ya da yarı kas yarı meme altı şeklinde yerleştrilebilir. Protezin yerleştirileceği alanın ameliyat öncesi yapılan muayene ile kararlaştılması doğru olandır. Meme dokusu hiç olmaması yada çok az olması ve ince cilt varlığında kas altı plana yerleştirilir. Bunun dışında meme altı ve zar altı planlar daha uygun olacaktır. Ameliyat sırasında yerşeltirilecek drenler 12-24 saat sonra çıkarılarak hasta aynı gün yada ertesi gün evine gönderilir.
Protez her durumda süt bezlerinin altına yerleştirildiği için protez kaynaklı emzirmeye engel bir durum oluşmaz. Ancak hamilelik ve emzirme sonrasında memelerde sarkma meydana gelebilir ve meme toparlama işlemleri gerkebilir.
Ameliyattan sonra hasta 1. haftada normal hayatına döner. Yaklaşık 3-4 hafta özel korse sütyen ya da balansiz sporcu sütyeni giymesi istenir. 3 hafta ağır sporlar yapılması önerilmez. Ilk 3 haftada memede belirgin ödem olur. Meme tam şeklini 3. Aydan sonra almaya başlar. İlk yıl sonunda usg/mamografi tekrar edilir. Meme protezi memede oluşabilecek muhtemel kitlelerin erken saptanmasına yardım edebilir.
Son yıllarda, silikon meme protezlerinin çevresinde doğal olarak oluşan kapsülün içerisinde çok düşük oranda bir tür lenfoma gelişme riski olduğu ortaya konmuştur. MEME PROTEZİ İLE İLİŞKİLİ ANAPLASTİK BÜYÜK HÜCRELİ LENFOMA (BIA-ALCL) adı verilen bu hastalık, bir tür MEME KANSERİ DEĞİLDİR; lenf hücrelerinden kaynaklanan bir kanser türü olup, protez ameliyatından ortalama 4-8 yıl sonra ortaya çıkan, hastaların büyük çoğunluğunda, MEMEDE GENELLİKLE TEK TARAFTA ŞİŞLİK, AĞRI, NADİREN DE MEMEDE KİTLE, SERTLİK, ASİMETRİ VE KIZARIKLIK gibi yakınmalarla kendini gösteren bir hastalıktır. Protezin ve çevresindeki kapsülün tamamen çıkarılmasıyla tedavi edilebilmektedir. Tanıda geç kalınmış ya da ilerlemiş hastalık durumunda kemoterapi ve/veya radyoterapi gerekebilir. Tedavi edilebilir bir hastalık olmasına rağmen, ihmal edildiğinde ölümle sonuçlanabilir.
Bununla birlikte yağ enjeksiyonları ile meme büyütme son yıllarda gündeme gelmiştir. Ancak belirli hasta grubunda beilirli durumlarda uygulanırsa etkin sonuçlar alınabilir. Yeterli meme dokusu varlığında daha dolgun dekolte bölgesi elde etmek için, memede hafif asimetrileri düzeltmek için, protez sonrasında asimetri ve protezin hissedilebilirliğini azaltmak için kullanılabilir. Kalıcılığının ön görülememekte ve tekrarlayan uygulamalar gerekebilir. Ayrıca oluşabilecek kalsifikasyonlar (kireçlenme) nedeni ile meme hastalıklarında tanısal zorluğa yol açabileceği düşünülmektedir.
Bunlar dışında yüksek miktarda hiyalüronik asit yada su bazlı doldu maddeleri enjeksiyonları kullanılabilmekle birlikte etkinliği az kalıcılığı düşük ve görece daha fazla maliyetli yöntemlerdir.